16 Aralık 2011 Cuma

Westwing Home & Living



Benim dekorasyona olan merakım kendi evimizi aldığımızda başladı. Taşınması 2.5 seneyi bulan bir süreçte ilgi alanım dekorasyon blogları, dergileri ve dekorasyon amaçlı alışveriş sitelerine kaydı. Şimdi moda alışveriş sitelerinden çok onları inceliyorum desem yeridir.
Bir süre önce yine böyle bir alışveriş sitesi ile ilgili bir mail aldım. Ve sizlere şimdi yazma fırsatı bulabiliyorum.

Westwing Home & Living Türkiye ile birlikte 20 ülkede faaliyet gösteren ev ve dekorasyon odaklı özel bir alışveriş kulübü.



  • Ev ve yaşam kategorisinde özenle seçilen ürünler %70'e varan indirimlerle üyelere sunuluyor  
  • Ürün seçimleri tamamen stil editörleri tarafından yapılıyor
  • Ev ve yaşamla ilgili ilham veren fikirler sunan Westwing Dergi, yine profesyonel bir ekip tarafından hazırlanıyor.


Açılışlarına özel bizler için  50 TL ve üzeri alışverişlerde kullanılmak üzere 25 TL'lik indirim kuponu hazırlamışlar. 
www.westwing.com.tr/-blog " link'inden giriş yaparsanız indirimden yararlanabilirsiniz.

Bu arada Zeynep'in Evi blogunda da çok eğlenceli bir aktiviteyle hediye veriyorlar. Çay takımı kazanmak için buraya buyrun.

Herkese iyi hafta sonları.

14 Aralık 2011 Çarşamba

1242. harami

8 haftalık temel fotoğrafçılık eğitimini tamamlayarak ben de harami oldum sonunda. Bundan sonra 1242. harami kim diye sorarlarsa işte o benim :P
Ali Baba'ya çok teşekkürler.

Teşekkürler

Hiç ummadığın anda gelen sürpriz nasıl da mutlu eder insanı üstelik bir de canın sıkkınsa yenmez tadından ama bu yeniyor hem de bayıla bayıla:)) Fotoğrafını çekene kadar biri çoktan mideye gitmişti bile. Teşekkürler Carte D'or :))

12 Aralık 2011 Pazartesi

Begümce



ümü-üzüm
abali-araba
şamşo-şampuan
cıbı-bıcı bıcı
akabi-ayakkabı
cibcib-civciv
dipti-bitti
kama-makarna
balli- balık
çobi-çorba
eme-ekmek
oku- kitap
otu-sandalye

Bunlar Begüm'ün kelime dağarcığının bizi güldüren kelimeleri, daha da var ama aklıma bunlar geldi, bazı kelimeleri de yavaş yavaş değiştirerek doğru söylemeye başladı. Çok basit iki kelimeli cümleler de kurmaya başladı yeni yeni. Derdini anlatamadığı zamanlarda da tam bir sinir küpüne dönüşüyor. Konuşmayı iyice sökmesini heyecanla bekliyorum. Bu arada  3 yaşına kadar çocukların tek kelime söylememesi bile doktorlar tarafından normal karşılanıyor artık. Ben 1 yaşındayken teyzem beni sinemaya götürürmüş, eve gelince de filmi anlatırmışım. Begüm'ü hiç düşünemiyorum zaten o kadar hareketli ki oturup da film izleyebileceğini hiç sanmıyorum.

Bu arada geçen hafta yoktum buralarda, ne takip edebildim ne de birşeyler yazmaya vaktim oldu. Annemle Begüm ufak bir kaza atlattılar. Bütün hafta onların yanındaydım. Neyse ki geçti, bitti. Geçen hafta çok kötü başlamıştı, bu haftanın benim ve herkes için güzel bir hafta olması dileğiyle:)))

2 Aralık 2011 Cuma

Freud yaklaşımlı Cuma Yazısı


Bugün cuma yazısı yazacaktım, aklımda bir sürü şey vardı, hepsi uçtu gitti. Sahi ben neden bahsedecektim? Begüm'den mi? Yorgun ve ne olduğunu anlamadan geçen günlerden mi ? Ailecek bir değişim ve dönüşüm dönemine girmemizden mi? Bir takım planlardan mı? Hiç olmadı şu bir türlü veremediğim kilolardan mı?

Yok yok ben konumu buldum, şimdi başlıyorum.






Daha aralık ayına girmeden herkeste bir telaş başladı. Yeni yıl telaşı! Herkes hediyelerini aldı, ağacını süsledi, yeni yıldan başka bir düşünce yok çoğu insanın kafasında. Ne yalan söyleyeyim imreniyorum böyle insanlara, işinin gücünün içinde bir de bunlara vakit ayırabilenleri takdir ediyorum. Daha çok da içinden gelerek yapanlara, yaptığında mutlu olanlara gıptayla bakışım.

Yeni bir yıla girecek olmak beni nedense heyecanlandırmıyor. Yeni yıla yeni başlangıçlar, yeni umutlar gözüyle bakamıyorum çünkü. Yanlış anlaşılmasın umutsuzca yaşayan, hayata dair beklentisi olmayan biri değilim ben. Aksine o kadar da çok planım var ki hayata dair. A planım, B planım ve daha fazlası... Ama şu her şeye bir mantıksal çerçevede bakışım yok mu? Bir gün deli olacağım diye korkuyorum. Bir gün önce neyse bir gün sonra da o olacak işte yeni yılda. Kutlamalar genelde başarıyla sonuçlanan bir olayın sonunda olmaz mı? Yılı iyi bitirdiysek biten yılı kutlayabiliriz ama başımıza nelerin geleceğini bilmeden neden kutlama yapıyoruz ki yeni yıl için? :))


Bu arada aklıma bir şey geldi çocukluğuma dair. Çocukken yılbaşında hep evde olurduk, yemekler yapılır, çerezler alınır, bir çok Türk ailesi gibi biz de televizyon başında yılbaşı programlarını izlerdik. Artık beynime neden  öyle kodlamışsam yılbaşı demek kar yağması demekti. Aralık'ın 31'ini Ocak'ın 1'ine bağlayan gece kar yağardı (yağmalıydı) ama hiç de yağmazdı. O kadar dua ederdim, "bu gece kar yağsın" diye, gece durup durup camdan bakardım acaba kar başladı mı diye? Annemle babam anlatırdı kar yağmayacağını ama yok, ben inanmaz ve beklerdim daha doğrusu çok beklerdim:)

Sanırım çocukluğumda yaşadığım bu hayal kırıklığı beni yılbaşından, yeni yılın yeni umutlar getirdiği mottosundan soğuttu. Kar bile yağmayan yılbaşında ne yeniliği, ne umudu dimi ama?? (Karlar içinde girdiğimiz bir yıl bana yeni yıla dair bütün çocukluk şoklarımı unutturacaktır):))))

Yaşasın çocukluğa inme !  yaşasın Freud ! Yaşasın psikanalitik yaklaşım !



                                                                             Source: etsy.com via Maryanne on Pinterest





 Yukarıda "ben konumu buldum" dediğimde, aslında konu 2012 takvimleriydi, nereden nereye geldik!

Bütün bir sene bizimle masamızda duracak ya da duvarımızda asılı olacak takvimler için bir kaç güzel örnek buldum sizin için( üzerine tıklayıp kaynağını görebilirsiniz)  Ayrıca baykuş merakı olanlar baykuşlu takvim yaratmak için sağdaki gagdet'e tıklayabilir ya da photoshop kullanarak kendinize özel bir takvim yaratmak için buradan buyurabilirsiniz.

Herkese iyi hafta sonları :)

P.S : Turkcell Blog Ödülleri'nde sanırım bugün son gün, biliyorum bütün oylar bana ama belki unutmuşsundur :P

30 Kasım 2011 Çarşamba

Şunu bile yapamadım ya!


Bunu gördükten sonra iş yerinde bir deneyeyim dedim ama son aşamada yıldızları iç içe geçirmeyi beceremedim zaten not kağıdına yaptığımdan bir tuhaf oldu ama yine deneyeceğim.

Bu basit mi basit  etkinliği siz de yapmak isterseniz işte yapılışı

P.S : HANİ OLMAZ DA BELKİ BANA OY VERMEYİ UNUTMUŞSUNUZDUR DİYE HATIRLATAYIM DEDİM, SON 2 GÜN!!!

29 Kasım 2011 Salı

Kelebek etkisi


Bu bendeki kelebek sevdası çocukluğuma dayanır. O zaman bir ansiklopedi vardı evde, renkli resimli ansiklopediydi hatta adı. O ansiklopedinin kelebeklerle ilgili rengarenk bölümüne hayranlıkla bakar, anneme hep o sayfayı okuttururdum. Yıllar sonra kelebek bir moda simgesi haline dönüştüğünde üzülmedim diyemem tıpkı mor rengin moda olması gibi. Mor da kelebek de sadece benimdi ve benim kalmalıydı:) 

Dövme sahibi insanların farklı olarak nitelendirildiği ve benim açımdan gıptayla bakıldığı ilk gençlik yıllarımda eğer bir gün bir dövmem olursa bu kesinlikle kelebek figüründen olmalıydı. Gel zaman git zaman devir değişti, artık dövme ruhu diye bir şeyin kalmadığı, herkesin herkese dövme yaptırdığı ve sanırım 5 kadından 3'ünün kelebek dövmesinin olduğu bir dönemde ben de her şeye rağmen gidip kelebek dövmesi yaptırdım bir kaç sene önce, bir gün ikinci dövmemi de yaptıracağım ve bu yine kelebek olacak. 

Kelebeklerin günlük hayatımızda  aksesuarda ya da baskı olarak değil de dekorasyon öğesi olarak kullanılmasını  daha çok tercih ediyorum. Ancak yine de aşağıdaki kolyeleri bana çocukluğumu, kelebek sevgimi yeniden hatırlattığı için çok sevdim. Eskiden her şey daha bir anlamlıydı sanki, her şey bu kadar tüketilmemişti.

Sizin de var mı böyle çocukluktan beri bağlı olduğunuz , anlam yüklediğiniz şeyler?




P.S.; Turkcell blog ödülleri oylaması hala devam ediyor, bilginize :)))


kaynak için fotoğraflara tıklayabilirsiniz.